Milattan önce 1100'lü yıllar.İnsanların hala Antik Yunan Tanrılarına inandıkları bu dönemde krallara karşı gelecek,tanrıları bile kendine hayran bırakacak bir savaşçı ortaya çıktı.Günümüzden yaklaşık 3000 yıl önce yaşamış bu insan savaşta ölmeyi seçerek,aslında ölümsüzlüğü kazanmış ve adı günümüze kadar gelmiştir.Dünya tarihindeki en ölümcül savaşçılardan biri kabul edilen bu adamın ismi "Aşil"'di.
Aşil Peleus adında normal bir babadan ve Tetis adında Tanrıça bir anneden Yarı Tanrı olarak dünyaya gelmiştir. Efsanelere göre O daha küçücük bir bebekken annesi Tetis oğlunun ölümsüz olmasını istediği için Styx nehrinin kutsal suyuna Aşili topuğundan tutarak suya daldırmış ve çıkarmıştır. Böylelikle topuğu hariç her yeri ok girmez kılıç kesmez bir hal almıştır.Homeros'un anlattıklarına göre Aşil 6 yaşına geldiğinde babası tarafından Sentaurlara teslim edilir. Sentaurlar tarafından bir savaşçı olarak yetiştirilmeye başlanan aşil güçlenmesi için kurt kemiklerinin ilikleri ile besleniyordu. Henüz çocuk yaştayken koşarak geyik yakalıyor ve aslanlarla savaşıyordu.Fakat Aşil 9 yaşına geldiginde beklenmedik bir olay oldu.Dönemin ünlü kahini Kalkas Yunanistan'ın ileride çok büyük bir savaşa gireceğini ve bu savaşı Aşil adında büyük bir savaşçı olmadan kazanılamayacağını söyledi.Aşil'in annesi Thetis de geleceği görebiliyordu.Ve bu savaşta oğlunun öleceğini gördüğü için kaderini değiştirmek istedi.Aşili savaştan uzak tutabilmek için henüz bi delikanlıyken yakın bir dostu olan Kral Laykamodyo'nun yanına Sycros adasına gönderdi.Aşil burada kadınların kıyafetlerini giyerek kralın kızlarının arasına karıştı.Etrafta dikkat çekmemek için bu dönemde kızıl saçlı anlamına gelen Hyra adını kullanmıştır.
Tüm bu çabalara rağmen Aşil'in kaderi değiştirilemedi.Onun geleceğinde kadın kıyafetleri içinde saraylarda saklanarak geçirilece bir ömür değil,savaş meydanlarında antik çağın kahramanlarından olan bir savaşçı olmak vardı.Homeros'un anlatılarında dönemin en zeki ve kurnaz insanı olarak geçen Odiseus,türlü kurnazlıklarla Aşil'i bulmuş ve savaşmaya ikna etmiştir.Aşil öleceğini bile bile Truva savaşına katılır.Onun istediği tek birşey vardır.İsminin sonsuza kadar hatırlanması.Küçük Yunan devletlerini birleştirerek devasa bir ordu toplayan ve kendisine Krallar Kralı diyen Agamennon önderliğinde gemilerle Truvaya doğru sefere çıkılır.Kıyıya varırvarmaz savaşmaya ve şehirleri talan etmeye başlayan yunan ordusu bir süre sonra yanlış topraklarda olduklarını farkederler.Truva günümüz Çanakkale civarında bulunurken,Yunanlılar Balıkesir taraflarında bulunan Kral Telephos a saldırmıştır.Bu karışıklığın ardından kısa süre sonra tekrar gemilere binilip Çanakkale'ye dogru yola çıkılır.Truva'ya gelene kadar Aşil ve Yunanlılar tam 24 şehri talan etmiştir.En sonunda Truva kapılarına dayanırlar.Fakat Aşil kralların bile söz geçiremediği savaşçıdır.Kral Agamennon ve Aşil arasında ganimet paylaşımı ve Briseis adında esir alınan bir kız yüzünden anlaşmazlık çıkar.Bunun sonucunda Aşil,Mirmilon denilen profesyonel askerleriyle birlikte savaştan çekildiğini söyler.
Bu olaydan sonra savaşta avantaj Truvalılara dönmüştür. Truva ordularının başında Anadoludaki en iyi savaşçı olarak görülen Prens Hektor vardır.Aşil'in en yaıkın arkadaşı Patroplus Hector tarafından öldürülünce,Aşil savaşa tekrardan dahil olur.Tek başına Truva surlarına gider ve prens Hector a meydan okur.O zaman ki dünyanın bilinen en güçlü iki savaşçısı Truva surları önünde karşı karşıya gelir. Kılıçların,mızrakların ve kalkanların çarpıştığı bu düellodan Aşil galip ayrılmış ve Prens hektorun ölü bedenini at arabasının arkasına bağlayıp Truva surlarının önünde parçalanana kadar sürüklemiştir.Bu olay sonrasında Truva büyük bir askeri gücünü kaybetmiş,ayrıca Aşil'in bu yaptığı şehirde çok büyük moral çöküşüne neden olmuştur.Ama yinede Truva şehri hemen düşmez.Yunan ordusuna karşı 9 yıl direnmeyi başarır.
oğlunu surlardan aşağı atar.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder